YAŞI 50’YE GELMİŞ!

ELLİ yaşına bastınız. Hayat birden başka bir düzene giriyor.

İlk değişen şey şu: “Elâlem ne der?” kaygısı susuyor. Artık kim ne derse desin. Çünkü elliden sonra insanın kendi derdi kendine yetiyor.

Dizler ve eklemler de kendini hatırlatmaya başlıyor. Eğilirken “of…”, kalkarken “ah…”. Bir yerden mutlaka “çıt” geliyor. Nereden geldiğini bilmiyorsunuz. Ama Bahtiyar Yokuşu’na gelince bütün sesler aynı anda konuşuyor. Kanlıdere Yokuşu ise artık gezinti değil, dayanıklılık sınavı. Çıkabilirseniz kendinizi tebrik ediyorsunuz.

Yakın gözlüğün vakti de geliyor. Telefonun yazısını okumak için kol kendiliğinden ileri uzuyor. Biraz daha… biraz daha… Olmadı. Gözlük aranıyor, gözlük kafanızda çıkıyor. Görmek zorlaşıyor ama özgüven hâlâ yerinde.

AKŞAMLAR ERKEN İNİYOR

AKŞAM 10’dan sonra tempo kendiliğinden düşüyor. 10.30’da uyku bastırıyor, 11’de gün kapanıyor.

Eskiden gece yarısı eve dönülmezdi, şimdi 10.30’da dışarıda kalırsanız aile “Başına bir şey mi geldi?” diye merak ediyor.

Hava durumunu da artık bedeniniz söylüyor.

Maraş havası için telefona bakmaya gerek kalmıyor. Bel ağrıyorsa Hanımın Deresi tarafından yağmur geliyor. Diz sızlıyorsa hava değişiyor. Omuz tutulduysa rüzgâr yolda. Meteoroloji daha açıklamadan “Yarın yağış var” diyebiliyorsunuz.

Akıl da garip çalışmaya başlıyor. Buzdolabının kapağını açıyorsunuz, içeri bakıyorsunuz, bir şey arıyorsunuz ama ne aradığınızı bilmiyorsunuz, kapağı kapatıyorsunuz. İki dakika sonra tekrar açıyorsunuz. Belki hatırlarsınız, ama maalesef hatırlamıyorsunuz.

Başka odaya gidiyorsunuz, kapıda duruyorsunuz: “Ben buraya niye geldim?” Cevap yok.

Kalabalık da eskisi gibi gelmiyor. Gürültülü yerlerde insan kendini korumaya alıyor. Gençken kalabalık eğlenceydi; elliden sonra sessizlik nimet.

Eskiden Maraş mahallelerinde kapıdan kapıya misafirlik vardı. Şimdi aynı apartmanda oturan komşunun adını öğrenmek için WhatsApp grubuna bakılıyor.

ÇİÇEK BÖCEK MERAKI BAŞLIYOR

BİR anda çiçeklerle ilgilenmeye başlıyorsunuz. Domates fidesi araştırıyorsunuz, biberin ne zaman dikileceğini öğreniyorsunuz. Bir bakmışsınız, kış gribinden korkup, “Bu kış için biraz da kekik, keven, karanfil alalım” diyorsunuz.

Gençken dünyayı değiştirmek istiyordunuz; elliden sonra domatesin verimini artırmak yetiyor.

Hafıza ise tersine işliyor.

Otuz yıl önce Maraş’ta kimin ne söylediğini hatırlıyorsunuz. Uyuzpınarı’nın oradaki bakkal Veli emmi bile aklına geliyor ama beş dakika önce telefonu neden elinize aldığınızı hatırlamıyorsunuz.

Geçmiş duruyor, bugün siliniyor.

Bir de “bizim zamanımızda” lafı yerleşiyor. Cümlelerin başı artık şöyle geliyor: “Bizim zamanımızda…” Sonrası genellikle uzuyor. Çünkü elliye gelince anlatacak geçmiş çoğalıyor. Çocukluk, mahalle, eski Maraş, komşuluk, kahve sohbetleri, kapı önleri, bugün kalmamış onlarca küçük ayrıntı…

İnsan yaş aldıkça büyük şeylerin de peşini bırakıyor.

Bir kahve, bir dost yetiyor. Sağlıklı uyanmak yetiyor. Bir de Bahtiyar Yokuşu’nu nefes nefese kalmadan çıkabilirseniz, o gün kendinizi genç hissediyorsunuz.

Yapay zekâdan korkuyoruz, robotlar insanın yerini alacak diyoruz. Oysa robotların insanlaşmasına daha çok var. Biz elliye gelince zaten yarı yarıya kendiliğinden işliyoruz. Ağrıyla havayı seziyoruz, akşam erkenden yavaşlıyoruz, erken uyuyoruz, bazen aklımız dağılıyor, bazen gözümüz bulanıyor.

Ama güzel tarafı şu: “Elâlem ne der?” derdi sonunda kalkıyor. İnsan biraz daha kendisi oluyor. Gençlik bitiyor, hayatın başka bir evresine geçiliyor.

Ve hoş geldin elliler.

Tempon biraz düştü ama hâlâ yürüyorsun.

TÜRKÜMÜZ NEŞET ERTAŞ’TAN GELSİN

Sen ağladın canım, ben ise yandım

Dünyayı gönlümce olacak sandım

Boş yere aldandım boş yere kandım

Ah rengi gözümde solan dünya

Ah yalan dünya yalan dünya yalandan yüzüme gülen dünya

Ah yalan dünya yalan dünya yalandan yüzüme gülen dünya

YATACAK YERİ YOK

KART ZAMPARALARIN

YAŞINA başına bakmadan, boyu boyuna, yaşı yaşına uygun olmayan kart zamparaların…

YATACAK YERİ ÇOK

DELİKANLI YAŞLILARIN

HER yaşın ayrı bir güzelliği olduğuna inanan ve şanla şerefle, haysiyetli ve onurlu yaşam süren delikanlı yaşlıların…

Yaşi 50’Ye Gelmi̇ş!