BİR kısım insanımızın adeti böyledir. Her işin en iyisini bunlar bilir.
Kendinden menkul bir kibire sahiptirler. Biraz da ezik bir güruhtur bunlar.
Kahramanmaraş’ın yerel gazetecisini hedef almayı spor haline getirmişler.
Neymiş efendim, gazeteci reklam alıyormuş, yemekli toplantılara katılıyormuş, taraf tutuyormuş.
Bak sen büyük günahlara!
Bu klavye şövalyelerine soruyorum: Gazeteciler mürekkep yalayarak karın doyuran mucizevi varlıklar mıdır?
EKMEK TEKNESİ DİYE BİR GERÇEK VAR
BAKKAL Şeref sabah kepengini açar. Ekmek satar, evini geçindirir. Ona “Neden ticaret yapıyorsun?” diyor musunuz?
Lastikçi Mahmut elinin emeğini isteyince hesap soran çıkıyor mu? Ya da Dondurmacı Bünyamin dondurma satıp evine ekmek götürünce suç mu işliyor?
Hayır. Çünkü oralar birer ekmek teknesidir.
Peki, yerel gazetecinin günahı ne?
Yerel gazete de, internet sitesi de birer ticari işletmedir. Muhabirin de, editörün de evine götürmesi gereken ekmek vardır. Kirası, faturası, çoluk çocuğunun rızkı vardır.
YEREL BASIN ŞEHRİN SESİDİR
BİR yerel medya kuruluşu ayakta kalmak için elbette reklam alacaktır. Bundan daha doğal ne olabilir? Reklam almak kalemi satmak değildir. O kalemin mürekkebini kurutmamak için verilen bir yaşam mücadelesidir.
Kahramanmaraş’ın basınını aşağılayan tuzu kurular, acaba kaç kez bir yerel gazetenin kapısını çalmıştır?
Şehrin ücra mahallesindeki su kesintisini ulusal kanallar görmez. Sanayi esnafının derdini Ankara duymaz. Maraş’ın sesini yine Maraş’ın gazetecisi duyurur. O laf ettiğiniz yemekler, gazetecinin sahada bilgiye ulaştığı çalışma alanlarıdır.
Her konunun uzmanı (!) kesilen o güruha kulak asacak vaktimiz yok. Yerel gazeteci; esnafıyla, işçisiyle bu şehrin ta kendisidir.
Bakkal Şeref ne kadar bu toprağın hamuruysa, yerel gazeteci de o kadar bu şehrin vicdanıdır.
Evine helal ekmek götürmek için çalışmaya, reklam da almaya, başı dik şekilde haber yapmaya da devam edecektir.
ELEŞTİRİ BAŞKA, DÜŞMANLIK BAŞKA
YAPICI eleştiriye eyvallah ama her haberi beğenmediğinizde gazeteciyi “satılmış”, “yandaş”, “çıkarcı” ilan etmek; her toplantıya katıldığında “yemekle kandırılmış” demek, artık eleştiri olmaktan çıkıp kıskançlığa ve hatta düşmanlığa dönüşüyor.
SON SÖZ: Bir de gazeteciden sürekli “ilkeli olmasını” isteyenlerin, kendi söz ve davranışlarına da aynı teraziyi koymayı öğrenmesi gerekiyor!
VER GELSİN TÜRKÜMÜZ
Aman gazeteci gel bizim köye
Bizim halları da yaz
Şehirde ojeli parmakları yazma
Bir de bizim köyde nasırlanmış elleri de
Yaz yaz gazeteci yaz
Gör de şu bizim halları yaz
Yaz gazeteci yaz, yaz gazeteci yaz
Gör de şu bizim halları yaz
Doğru dürüst yolumuz yok ki gidelim
Yoksa kaderimize boyun mu eğelim
Doktorsuz, ilaçsız biz neyleyelim
Hastalıktan ölen bebekleri de
Yaz yaz gazeteci yaz
Gör de şu bizim halları yaz
Yaz gazeteci yaz, yaz gazeteci yaz
Gör de şu bizim halları yaz
YATACAK YERİ YOK
HERBOKOLOGLARIN
KENDİSİ hiç bir iş üretmeden günün 10 saatını sosyal medyada geçirip, ota boka herşeye muhalefet eden herbokologların…
YATACAK YERİ ÇOK
EFENDİ İNSANLARIN
KATILMADIĞI bir konuya itiraz ederken bile bencilce düşünmeden, nezaketi elden bırakmayan efendi insanların…