SOSYAL medya artık bir vitrin değil, bir psikolojik rehin alma alanı haline geldi.
Milletvekilinden belediye başkanına, bürokratından dernek ve oda başkanına hemen hemen çoğunda bir sosyal medya hastalığı var:
"Falanca kişiyi makamında ziyaret ettik, karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk..."
Bize ne?
Bize ne oğlum, bize ne?
Ha eğer sen makam sahibini ziyaret edip, karşılıklı görüş alışverişinde bulunurken memleketin adına hangi görüşmeyi yaptığını, hangi probleme çözüm bulduğunu kamuoyuna duyuruyorsan, tamam onu baştacı ederiz.
Yok sadece bir fotoğraf paylaşıp "Falancayı ziyaret ettik..." diye yazıyorsan, sen tıbben hastasın!
Amerikalı sosyologlar buna, "name-dropping" diyorlar.
Yani Türkçesi: Kişi, ünlülerle olan yüzeysel temasları kendi kendinin kimliğine değer katmak, eziklik ve eksiklik hissini kapatmak için kullanır.
BİLİM NE DİYOR?
SOSYAL bilimciler bu davranışın psikolojik arka planını şöyle değerlendiriyor:
•Statü ödünçleme: Kendi başarısı veya kimliği yerine, ünlülerin gücünü ve tanınırlığını kullanarak kendini dev aynasında gösterme çabasıdır.
•Yetersizlik ve değersizlik: Bu gösterişli tablonun altında genellikle derin bir özgüven eksikliği, içsel boşluk ve görünmez olma korkusu yatar.
•Parasosyal bağlar: Ünlülerle kurulan tek taraflı hayranlık ve yakınlık illüzyonu, sosyal medyada dışarıya gerçek dışı bir sosyal çevre ve güç gibi pazarlanır.
Ha bakın bir şeyi ayırt edelim. Herhangi bir görevde olmayan bizim gibi sıradan insanların bu tür paylaşımları normal sayılıyor çünkü burada kişi sadece hatıra amaçlı sosyal medyasına kayıt düşüyor.
BİR DE "ABİCİLER" VAR!
İŞTE bunlar da daha komik.
Bu abicilerin en “zübük” tarafı şudur:
Bir gün iktidar değişse, aynı fotoğrafı ters çevirip yeni bakanın koluna girerler.
Sadakatleri makama, makam da kime aitse ona aittir.
Adamlıkları ise hiçbir zaman kendilerine ait olmamıştır.
Bu güccük adamlar için ünlü birisi ile önceden tanışıklığı ve samimiyeti olmasına gerek yok.
Mesela bir bakan gelir, bizim güccük bir fırsatını bulur bakana yaklaşır ve ayaküstü bir fotoğraf çektirir ve altına; "Filanca İşler Bakanı ağabeyim filanca görüştük..." diye herkese açık sosyal medyasında yayınlar.
Bazen Ak Partili olur, bazen MHP'li... Yani hep iktidar ve güç sahiplerinin yanında yer alırlar.
Oğlum, bu devlet adamlarının ve güç sahiplerinin hepsi mi senin ağabeyin, ezik!
Asıl mesele fotoğraf çekilmek değil.
Asıl mesele, o fotoğrafı çektikten sonra halkın önüne “Ben de varım” diye çıkıp, hiçbir sorumluluk almadan “etkili” ve “yetkili” pozuna bürünmektir.
Bu, siyasi bir hastalık değil, ahlaki bir çöküntüdür.
DİPNOT: Bu sütunların yazarı olarak benim de sosyal medyam var ama kişiye özel ve sadece tanıdığım insanlar, dostlarım arkadaşlarım var. Yani kamuya açık değil.
Benim de gazeteci olarak görüştüğüm, tanınırlığı yüksek insanlarla fotoğraflarım var ama sadece dostlarımla paylaşıyorum ve üstelik kişiler de genelde röportaj yaptıklarımdan seçilidir.
HAYDİ GELSİN AŞIK MAHZUNİ'DEN BİR TÜRKÜ
Yüz karası bu alemin şaşkını
Baykuş gibi viranede işin ne
Cemlerin şeytanı fırıl fırıl fırıldak
Yollar düşkünü
Ey utanmaz meyhanede işin ne
Açtın Mahzuni'ye yürek yarası
Dünyanın fitnesi yüzler karası
Sübyanın torunu fırıl fırıl fırıldak
Mervan'ın hası
Hüseyin'de, Kerbela'da işin ne
YATACAK YERİ YOK
FIRILDAKLARIN
YATACAK YERİ ÇOK
MÜTEVAZI İNSANLARIN
