Kahramanmaraş’ta da vatandaşların kemik sağlığı konusunda bilinçlenmesi açısından önem taşıyan Dünya Osteoporoz Günü’nde, hastalığın erken teşhisi ve korunma yöntemleri yeniden gündeme geldi. Özellikle ileri yaştaki bireyler ve menopoz sonrası kadınlarda daha sık görülen osteoporoz, kemiklerin dayanıklılığını azaltarak kırık riskini artırabiliyor.

Kemik erimesinin en önemli özelliklerinden biri, başlangıç aşamasında çoğunlukla herhangi bir şikâyete neden olmaması. Bu nedenle kişi kendisini sağlıklı hissederken kemik yoğunluğunda azalma meydana gelebiliyor. Hastalık bazen basit bir düşme veya günlük yaşam sırasında oluşan kırıkla fark ediliyor.

Osteoporoz nedir, kemik erimesi neden olur?

Osteoporoz, kemik yoğunluğunun azalması ve kemik dokusunun yapısının bozulması sonucunda kemiklerin daha kırılgan hâle gelmesiyle ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlanıyor.

Kemikler, yaşam boyunca sürekli yenilenen canlı dokulardan oluşuyor. Yaş ilerledikçe kemik yapım ve yıkımı arasındaki denge değişebiliyor. Kemik kaybının artmasıyla birlikte kemiklerin dayanıklılığı azalıyor ve özellikle kalça, omurga ve el bileğinde kırık meydana gelme ihtimali yükseliyor.

Osteoporoz yalnızca yaşlılarda görülen bir hastalık değil. Yetersiz beslenme, bazı kronik rahatsızlıklar, hormonal değişiklikler ve uzun süreli belirli ilaçların kullanımı da kemik yoğunluğunun azalmasına neden olabiliyor.

Kemik erimesinin belirtileri nelerdir?

Kemik erimesi erken dönemde çoğunlukla belirti vermediği için fark edilmesi zor olabiliyor. Bununla birlikte özellikle omurgada meydana gelen kırıklar bazı fiziksel değişikliklere yol açabiliyor.

Dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında şunlar bulunuyor:

Özellikle boyda belirgin kısalma ve sırt eğriliği, omurga kırıkları açısından değerlendirme yapılmasını gerektirebilir. Ancak bu belirtiler tek başına osteoporoz tanısı koymak için yeterli değildir. Kesin değerlendirme için hekim muayenesi ve gerekli tetkikler yapılmalıdır.

Kadınlarda kemik erimesi riski neden daha yüksek?

Osteoporoz hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebiliyor. Ancak menopoz sonrasında kadınlarda kemik kaybı hızlanabildiği için hastalık riski artıyor.

Bunun temel nedenlerinden biri, kemik dokusunun korunmasında rol oynayan östrojen hormonunun menopoz döneminde azalması. Özellikle erken menopoz yaşayan kadınlarda risk daha yüksek olabiliyor.

İleri yaş, ailede osteoporoz veya kalça kırığı öyküsü, düşük vücut ağırlığı, hareketsiz yaşam ve yetersiz kalsiyum alımı da hastalık riskini artıran faktörler arasında yer alıyor.

Erkeklerin de kemik sağlığını ihmal etmemesi gerekiyor. İleri yaş, bazı hormonal bozukluklar, kronik hastalıklar ve uzun süreli kortizon kullanımı erkeklerde de osteoporoza zemin hazırlayabiliyor.

Kemik erimesi riskini artıran 10 faktör

Osteoporozun gelişiminde yaş ve genetik özelliklerin yanı sıra günlük yaşam alışkanlıkları da etkili olabiliyor.

Kemik erimesi açısından öne çıkan risk faktörleri şöyle sıralanıyor:

  1. İleri yaş

  2. Menopoz ve erken menopoz

  3. Ailede osteoporoz veya kalça kırığı öyküsü

  4. Yetersiz kalsiyum tüketimi

  5. D vitamini eksikliği

  6. Hareketsiz yaşam

  7. Sigara kullanımı

  8. Aşırı alkol tüketimi

  9. Düşük vücut ağırlığı ve yetersiz beslenme

  10. Uzun süreli kortizon kullanımı ve bazı kronik hastalıklar

Bu faktörlerden birinin bulunması mutlaka kemik erimesi gelişeceği anlamına gelmiyor. Ancak risk faktörleri arttıkça kişiye özel değerlendirme ve gerekli sağlık kontrolleri daha fazla önem kazanıyor.

Kemik yoğunluğu ölçümü kimlere yapılmalı?

Osteoporozun erken teşhisinde kullanılan yöntemlerden biri, kemik mineral yoğunluğunu ölçen DXA veya DEXA testi olarak biliniyor. Bu yöntemle özellikle kalça ve bel omurgasındaki kemik yoğunluğu değerlendirilebiliyor.

Genel tarama önerileri kapsamında 65 yaş ve üzerindeki kadınlar ile 70 yaş ve üzerindeki erkeklerin kemik sağlığı açısından değerlendirilmesi öneriliyor. Bununla birlikte kırık riski yüksek olan kişilerde daha erken yaşlarda da ölçüm yapılması gerekebiliyor.

Özellikle menopoz sonrası dönemde bulunan, hafif bir düşme sonucu kırık geçiren, uzun süre kortizon kullanan veya ailesinde kalça kırığı öyküsü olan kişilerin doktorlarına danışmaları önem taşıyor.

Kemik yoğunluğu ölçümüne ihtiyaç olup olmadığına kişinin yaşı, sağlık geçmişi ve diğer risk faktörleri birlikte değerlendirilerek karar veriliyor.

Kemik erimesini önlemek için nasıl beslenmeli?

Kemik sağlığının korunmasında dengeli beslenme önemli bir yer tutuyor. Özellikle kalsiyum, D vitamini ve protein, kemik ve kas yapısının desteklenmesine katkı sağlıyor.

Günlük beslenmede şu gıdalara yer verilebilir:

  • Süt, yoğurt ve peynir: Kalsiyum bakımından önemli kaynaklardır.

  • Yeşil yapraklı sebzeler: Dengeli beslenmeye ve mineral alımına katkıda bulunur.

  • Tahin ve susam: Kalsiyum içeren besinler arasında yer alır.

  • Yumurta ve balık: Protein ve bazı vitaminlerin alınmasını destekler.

  • Diğer protein kaynakları: Kasların korunmasına ve genel beslenme dengesine yardımcı olur.

Bununla birlikte tek bir besin tüketerek osteoporozu önlemek veya tedavi etmek mümkün değildir. Beslenmenin kişinin yaşına, sağlık durumuna ve ihtiyaçlarına uygun olması gerekir.

D vitamini eksikliği kemik erimesine yol açar mı?

D vitamini, vücudun kalsiyumu emmesine ve kemiklerin mineral yapısının korunmasına yardımcı oluyor. Bu vitaminin yetersiz olması kemik sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.

İleri yaş, yeterince güneş ışığına maruz kalmamak ve bazı sağlık sorunları D vitamini eksikliği riskini artırabiliyor. İhtiyacın karşılanmasında beslenme ve güvenli güneş ışığı maruziyeti rol oynuyor.

Ancak D vitamini takviyelerinin gelişigüzel kullanılması doğru değil. Gereğinden fazla D vitamini alınması kandaki kalsiyum düzeyini yükselterek sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bu nedenle takviye ihtiyacının hekim değerlendirmesiyle belirlenmesi gerekiyor.

Yürüyüş kemik erimesini önlemeye yardımcı olur mu?

Düzenli fiziksel aktivite, kemik ve kas sağlığının korunmasında önemli rol oynuyor. Yürüyüş, kişinin fiziksel durumuna uygun direnç egzersizleri ve denge çalışmaları, kemik sağlığını desteklemenin yanı sıra düşme riskinin azaltılmasına da katkı sağlayabiliyor.

Özellikle ileri yaştaki bireylerde kas gücünün ve dengenin korunması, düşmelere bağlı kırıkların önlenmesi açısından önem taşıyor.

Ancak osteoporoz tanısı bulunan ve özellikle omurga kırığı geçirmiş kişilerin egzersiz programlarını doktor veya fizyoterapist önerisiyle belirlemeleri gerekiyor. Kontrolsüz ağırlık kaldırmak ve omurgaya aşırı yük bindiren hareketler bazı kişiler için sakıncalı olabiliyor.

Osteoporoz tedavi edilebilir mi?

Osteoporoz tanısı konulan kişilerde tedavi planı; yaş, kemik yoğunluğu, kırık öyküsü ve genel sağlık durumu dikkate alınarak hazırlanıyor.

Tedavi kapsamında beslenme düzenlemeleri, uygun fiziksel aktivite, düşmelerin önlenmesi ve gerekli durumlarda ilaç kullanımı yer alabiliyor. Bazı ilaçlar kemik yıkımını azaltırken bazıları kemik oluşumunu desteklemeyi amaçlıyor.

Tedavinin türü ve süresi mutlaka hekim tarafından belirlenmeli. Özellikle osteoporoza bağlı kırık geçiren kişilerin yeni kırık riski açısından değerlendirilmesi gerekiyor.

Kemik erimesi şüphesinde hangi doktora başvurulmalı?

Kemik erimesinden şüphelenen kişiler ilk değerlendirme için aile hekimine başvurabilir. İhtiyaç duyulması hâlinde fiziksel tıp ve rehabilitasyon, endokrinoloji veya ilgili diğer uzmanlık alanlarından destek alınabilir.

Boyda belirgin kısalma, yeni ortaya çıkan sırt ağrısı veya hafif bir düşme sonrasında kırık meydana gelmesi durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşıyor.

20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü, kemik sağlığının korunması ve hastalığın neden olabileceği kırıkların önlenmesi konusunda farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Uzman kuruluşların önerileri doğrultusunda dengeli beslenmek, düzenli hareket etmek, risk faktörlerini tanımak ve gerekli sağlık kontrollerini yaptırmak, yaşam boyunca kemik sağlığını korumaya yardımcı oluyor.