Programda iç politika, ekonomi, Suriye başta olmak üzere dış politika ve güncel siyasi tartışmalara ilişkin görüşlerini paylaşan Babacan, hükümetin izlediği ekonomi politikasına dair eleştirilerini “Milyonlarca insanın hayatını batırdılar” sözleriyle dile getirdi.
DAR GELİRLİLER BATMIŞ DURUMDA"
Babacan, geçim sıkıntısının geniş kitleleri etkilediğini belirterek, “Biz koskoca bir ülkeden, Türkiye’den bahsediyoruz. Emekliye baktığımızda batmış durumda; asgari ücretliye baktığımızda batmış durumda. Milyonlarca insanın hayatını batırdılar” dedi. Ekonomide oluşan tabloyu, “Servetine servet katan bir avuç insan, bir avuç menfaat şebekesi var. Elinde parası olup faize yatıran servetine servet kattı. Parası olmayan, kredi kartı döndürerek yaşayan insanlar da perişan oldu bu ülkede; borç içinde perişan ettiler insanları” sözleriyle anlattı.
Babacan, Yeni Yol Grubu’nun geçen hafta yapılan toplantısında ekonomi yönetimine yönelik dile getirdiği eleştiriyi de hatırlatarak, “Bakkal dükkânı verin, 6 ayda batırırlar” ifadesini kullandığını belirtti.
"MEDYAYA ‘ÖZGÜRSÜNÜZ’, YARGIYA ‘BASKI YOK’ DERİM"
Babacan, “Siz olsanız ne yapardınız?” sorusuna yanıt verirken, Cumhurbaşkanı olması halinde atacağı ilk adımların medya ve yargı alanında olacağını söyledi. Babacan, medyaya şöyle sesleneceğini ifade etti:
“Arkadaşlar özgürsünüz; rahat yazın çizin. Hatalarımız varsa eleştirin, yanlışlarımız varsa söyleyin; doğru haber, dürüst yorum, iyi gazetecilik yapın.”
Yargıya da benzer bir mesaj vereceğini belirten Babacan, şu ifadeleri kullandı:
“Adaletin gereğini yapın. Anayasaya bakın, yasalara bakın, vicdanınızın sesini dinleyin ve ona göre karar alın. Bundan sonra bizden size baskı yok.”
"BİR AYDA KURUMLAR AYAĞA KALKAR, ALTI AYDA TOPLUM NEFES ALIR"
Babacan, bu yaklaşımın kısa sürede kamu yönetiminde ve toplumda etkisini göstereceğini savunarak, zaman çizelgesini de aktararak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir ayda kurumlar ayağa kalkar. Bir ayda Türkiye’de işler değişmeye başlar; millet nefes alır. Altı ayda bütün toplum nefes alır. En geç iki yılda da bu ülkede enflasyon tek haneye iner.”
"SURİYE’DE TÜRKİYE KAZANDI AMA ‘KÜRTLER YENİLDİ’ DİLİ TEHLİKELİ"
Babacan, programda Suriye’deki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak, “Son gelişmeler Türkiye'nin ulusal çıkarları açısından iyidir. Türkiye kazanmıştır” dedi. Ancak kullanılacak dil konusunda uyarıda bulunan Babacan, “‘Türkiye kazandı, Kürtler yenildi’ psikolojisini oluşturacak bir iletişim ülke içinde çok çok tehlikeli, çok zararlıdır” ifadesini kullandı.
Bu tür bir söylemin Türkiye’deki Kürt vatandaşları başta olmak üzere Suriye ve Irak’taki Kürtleri rencide edebileceğini söyleyen Babacan, “Kendi vatandaşlarımıza duygusal kopuşa sebep olacak bir söylemde asla bulunmamamız lazım” dedi.
Babacan, geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği “Kobani düştü, düşecek” sözlerini hatırlatarak, benzer ifadelerin “duygu kopuşu” doğurduğunu belirtti. Bu nedenle, “kim kazandı-kim kaybetti” diline dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Babacan, “Diyebiliriz ki barış kazandı… terör, şiddet kaybetti; barış kazandı… Ama öte yandan ‘kim kazandı, kim mağlup’ diline de çok dikkat etmeliyiz” dedi.
"SURİYE BAŞARISI HUKUKSUZLUĞU, ADALETSİZLİĞİ ÖRTEMEZ"
Babacan, dış politikada sağlanan bazı sonuçların iç politikadaki sorunları gölgeleyecek bir gerekçe olamayacağını da dile getirdi. “Suriye'deki bu tablo, dış politikadaki bazı lokal başarılar önemlidir… Ama bir başka taraftaki hatayı, hukuksuzluğu, adaletsizliği, bu kadar yaygın fakirliği, yoksulluğu Suriye başarısıyla örtemezsiniz” diyen Babacan, Türkiye’de “hukuk” ve “adalet” vurgusu yaptı.
'YALANCI BAHAR'DA ERKEN SEÇİM
Babacan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yürürlüğe girdiği 2018 yılından bu yana ekonominin kötü gittiğini savunarak, iktidarın seçim sürecine ilişkin olası senaryolara da değindi. Babacan, “Sekiz yıldır kötü olan ekonomiyi; ‘asgari ücrete zam, emekliye zam, biraz kredi musluklarını açalım’ deyip son altı ayda şöyle bir yalancı bahar rüzgârı estirip seçime gitmeyi tercih edebilirler” dedi. Babacan, bu tabloyu “Bu bir yalancı bahar olur. Bu bir saman alevi gibi parlar, geri söner” sözleriyle anlattı.
"JESTLER GÜZELDİR, SEMBOLLER ÖNEMLİDİR"
Programda Abdullah Öcalan’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye özel dokunmuş kilim hediye etmesine dair soruyu da yanıtlayan Babacan, “Jestler güzeldir, semboller önemlidir” ifadelerini kullandı. Babacan, bu tür jestlerin toplumdaki gerginliği azaltabileceğini belirterek, “Bu iletişim… insanların birbirine daha ılımlı bakması, gerginlikleri yumuşatması açısından iyidir, zararı yok” dedi.
"CHP MUHALEFETİ AK PARTİ’Yİ ETKİLEMİYOR"
Babacan, siyasi rekabet ve muhalefet tartışmalarına ilişkin değerlendirmesinde ise, “CHP muhalefetinin AK Parti tabanıyla ilgili öyle fazla bir etkisi yok” görüşünü dile getirdi. Babacan, DEVA Partisi ve Yeni Yol Grubu’nun muhalefetinin AK Parti tabanında ve parti içindeki “vicdan sahibi insanlarda” etkili olduğunu savunarak, bu nedenle kendilerinin daha fazla hedef alındığını ifade etti.
"ERDOĞAN SENEYE DAVOS’A GİDEBİLİR"
Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Davos’a yeniden katılabileceği yönünde bir değerlendirmede de bulunarak, Erdoğan’ın bazı dış politika başlıklarında “inatlaşıp sonra U dönüşleri” yaptığını söyledi. “Bir daha katılmayacağım dedi, katılmadı ama bakarsınız gelecek yıl katılabilir” diyen Babacan, Davos’un geçmişteki etkisinin de azaldığını belirtti.
"KYK BURSU İLE İKİ KAHVE BİLE İÇEMEZSİNİZ"
Babacan, vatandaşların nasıl yoksullaştığını anlatırken geçmiş dönemde öğrencilerin ve emeklilerin yurt dışına seyahat edebildiğini belirtti. Bugünkü burs miktarını örnek veren Babacan, “Bugün KYK bursu olan dört bin lirayı bölün otuz güne; günlük yüz otuz üç lira. Yani bugün bir kafede iki kupa kahve içemezsiniz” dedi.
Babacan, Türkiye’yi yaşanmaz görüp yurt dışına gitmek isteyen gençleri gördükçe üzüntü duyduğunu belirterek, bir dönemde Türkiye’nin uluslararası alanda farklı bir yerde konumlandığını söyledi. Bu çerçevede Dünya Bankası’nın eski başkanı Jim Wolfensohn ile yaşadığı bir anıyı da aktararak, Wolfensohn’un emekliliğinde Türkiye’de yaşamak istediğini dile getirdiğini anlattı.
KHK’LAR: ADALET HERKES İÇİN OLMALI
Babacan, KHK’lara ilişkin soruya yanıtında da “Eğer adaletten bahsedeceksek herkes için adalet olmalı” dedi. Devleti yönetenlerin kişisel öfke ve hesaplaşmalarla hareket etmemesi gerektiğini savunan Babacan, “Cezada adalet, infazda eşitlik” vurgusu yaptı ve “infazda eşitlik” ilkesinin uygulanmaması halinde adil bir sonuç doğmayacağını ifade etti.




