Karakoç, konuşmasında hem yaşanan acıları anarak hem de çözüm önerilerine dikkat çekti.
Karakoç, konuşmasına Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen saldırıya değinerek başladı. Saldırıda hayatını kaybeden 9 öğrenciyi ve öğretmen Ayla Kara’yı rahmetle andığını belirten Karakoç, yaralanan 13 öğrenciye de acil şifalar diledi. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaşanan benzer saldırıda yaralanan 16 öğretmen ve öğrenciyi de unutmadıklarını ifade etti.
Türk milletinin acıyı ortak yaşadığını vurgulayan Karakoç, “Kahramanmaraş’a düşen ateş Edirne’yi, Mersin’i, Hakkari’yi de yakar” diyerek yaşanan olayların tüm ülkeyi derinden etkilediğini söyledi. Eğitim kurumlarına yönelik saldırıların yalnızca bireysel değil, toplumsal bir yara olduğunu dile getirdi.
“Okullar güvenli alan olmalı”
Okulların çocuklar için evden sonra en güvenli yer olması gerektiğini vurgulayan Karakoç, eğitim yuvalarının şiddetle anılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Saldırı sonrası bazı öğrencilerin okula gitmekten korktuğunu ifade eden Karakoç, bu durumun toplum vicdanında derin yaralar açtığını söyledi.
Okulların yalnızca eğitim verilen yerler değil, aynı zamanda milletin geleceğinin şekillendiği alanlar olduğunu belirten Karakoç, bu alanların korunmasının büyük bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.
“Sorun çok boyutlu”
Karakoç, yaşanan olayların sadece eğitim sistemiyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, meselenin aile, sağlık, hukuk, kültür ve dijital güvenlik boyutlarıyla ele alınması gerektiğini ifade etti. “Bu mesele artık bir milli güvenlik meselesidir” diyen Karakoç, önleyici politikaların önemine dikkat çekti.
Şiddetle mücadelede cezadan önce erken uyarı ve önleyici aklın devreye girmesi gerektiğini belirten Karakoç, çocukların içinde bulunduğu sosyal ve psikolojik ortamların iyi analiz edilmesi gerektiğini söyledi.
Dijital tehlikelere dikkat çekti
Konuşmasında dijital mecraların etkisine geniş yer ayıran Karakoç, kontrolsüz sosyal medya ve sanal ortamların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine değindi. Şiddetin ve zorbalığın dijital platformlarda sıradanlaştırıldığını ifade eden Karakoç, bu durumun çocukların ruhsal gelişimini tehdit ettiğini belirtti.
Akran zorbalığının dijital ortamda yeniden üretildiğini söyleyen Karakoç, çocukların bu süreçte yalnızlaştığını ve yönsüz kaldığını dile getirdi.
“Teknolojiye değil, kontrolsüzlüğe karşıyız”
Teknolojinin tamamen reddedilmesinin doğru olmadığını belirten Karakoç, asıl sorunun kontrolsüz kullanım olduğunu ifade etti. Dijital alanın hukuk, eğitim ve aile iş birliğiyle düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak yasaklardan ziyade tedbir odaklı bir yaklaşımı benimsediklerini belirten Karakoç, sorunların sonuçları yerine nedenlerine odaklanılması gerektiğini söyledi.
“23 Nisan sorumluluğu hatırlatıyor”
Konuşmasında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na da değinen Karakoç, çocuklara armağan edilen bu özel günün yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda sorumluluk hatırlatması olduğunu ifade etti.
Komisyona destek
Karakoç, konuşmasının sonunda çocukların güvenliği, aile yapısının güçlendirilmesi ve dijital alanın düzenlenmesi için kurulacak Meclis Araştırma Komisyonu’nu desteklediklerini belirtti.
Konuşmasını Genel Kurul’u selamlayarak tamamlayan Karakoç, çocukların korunmasına yönelik kalıcı ve kapsamlı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.





