Asırlardır saraylardan çeyiz sandıklarına, cami süslemelerinden mobilya sanatına kadar geniş bir yelpazede hayat bulan ceviz oyma sanatı, Kahramanmaraş'ın kültürel mirasının önemli bir parçası. Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinden izler taşıyan bu el işçiliği, bugün hâlâ usta ellerde hayat buluyor.
Deprem Yıktı, Ustalar Umudu Yaşattı
Depremde atölyeleri zarar gören ustalar, tüm zorluklara rağmen üretimlerini bırakmadı. Açık alanlarda, geçici yapılarda ve kısıtlı imkanlarla üretim yapmayı sürdüren sanatkarlar, hem geleneği yaşatmak hem de ailelerini geçindirmek için mücadele veriyor.
Ceviz oymacılığı ustaları, üretimlerini daha sağlıklı koşullarda sürdürebilmek adına modern, planlı ve destekli üretim tesislerine ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. “Kahramanmaraş’ın sembolü olan bu sanatı kaybetmek istemiyoruz” diyen ustalar, yetkililere sesleniyor:
“Geleneksel el sanatlarımızı gelecek kuşaklara aktarabilmemiz için uygun atölyelere, destek programlarına ve planlı üretim alanlarına ihtiyacımız var.”
Avrupa’dan Cami Siparişleri Alıyorlar
Geleneksel gelin sandıklarıyla tanınan ceviz oyma eserler, bugün yalnızca Türkiye'de değil, Avrupa’da da cami, mescit ve dini yapılar için tercih ediliyor. Gurbetçilerin katkısıyla Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde minber, mihrap, vaaz kürsüsü ve kapı süslemelerinde Kahramanmaraş’tan giden işçilik tercih ediliyor.
Kahramanmaraş’ta coğrafi işaret almış bu sanat dalı, hem kültürel miras hem de ihracat potansiyeli açısından önemli bir ekonomik değer yaratıyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir olması için gerekli kurumsal ve fiziksel desteklerin sağlanması gerekiyor.
“Ahşap Sanatı Yalnızca Bir Zanaat Değil, Şehir Kimliğidir”
Sanatkarlar, ceviz oymacılığının sadece bir üretim alanı değil, Kahramanmaraş'ın kimliğini yansıtan önemli bir değer olduğunu vurguluyor. Ahşap ustaları; tarihi motiflerin, el emeği göz nuruyla işlendiği bu eserlerin korunması için hem yerel yönetimlerin hem de kültür ve turizm kurumlarının harekete geçmesi gerektiğini söylüyor.